onlar ki ..
'Tanrı adına'yı kaldırıp
"Tanrının adıyla' yı getirdikleri gibi
din algılarının genelinde de
bu tezgahı kurmuş
ve kendilerini işin içinden sıyırıp
çıkarmaya çalışmışlardır!
"Tanrının adıyla" diye
başladıkları o eylem ile
Tanrıyı baş başa bırakmış
ve kendilerini aradan çıkararak
akıllarınca
kendi yüklenecekleri misyonu
o sözcüklere yüklemişlerdir..
kaldı ki bir çoğu şu an
çok daha vahim bir şekilde
bu telkini
anlamadığı arapça ile yerine getirmekte
ve böylece de işin öznelliğini
tamamıyla lafza bırakıp
onu adeta tılsımlı bir cümleye dönüştürmektedir!
oysa
"Tanrı adına" diyerek
her eylem gibi
o eylemi de Tanrı adına yaptığını farkedecek
ve O yüceler yücesinin
o işteki yardımının
en önce
kendi çabasının
ve kaslarının aracılığıyla
kendisine geleceğini anlayacaktır..
ama hayır!
çünkü insanların bir çoğu tembellikten
ve keyfine düşkünlüğünden dolayı
beleşçiliği seçip
o sözcüklerin işlevini saptırmış
ve onlara yükledikleri kutsallıkla da
o yüklenmeleri gereken
kutsallıktan kaçınmışlardır!
"Esirgeyen ve Esirgeyici
Tanrı adına" diyerek,
O'nun dilemesiyle dileyip yaptığın için
en ufak eylemin dahi
kutsallaştırmış oluyorsun
ve işte bu bilinçle her yaptığın iş
bir kulluğa dönüşmekte
ve tüm yaşam adımlarının
biçimleri kalıyor tek farkları ,
o salâtlardan siyamlardan ..
çünkü bizim yaratılmamız da
yaşamamız da ancak O'nun adına
ve O'na kulluk içindir!
O'nun adına duymak
O'nun adına sezmek
O'nun adına tatmak
O'nun adına sevmek
ve O'nun adına algılayıp
O'nun adına duygular üretmek..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder