31 Ocak 2025 Cuma

değişen notaları değişmez türküsü

 hiç,.. bir anlama gelen harfler dizisiyle
bir anlam ifade etmeyen
dizilim şeklinin verdiği duygu ..bir olur mu?
onun yazılı duran şeklinde dahi
  böyle bir fark oluyorsa
siz düşünün bir de...seslendiriliş hallerini!
zaten asıl onları var eden de
bu verdiği duygular..
ve tonları değil mi?
yoksa bunca renkler
 ve notalar nasıl oluşurdu ki
duyguları farksız olsaydı birbirlerinden?
hayır!  siz anlamak istemiyorsunuz!
siz sadece seslendirip
onu kuru birer notalığa indirgiyorsunuz!
oysa onların güzelliğinin de ...varoluşu gibi
tek bir amacı var ; o da..
ondan bilgilenip bu bilgilerle de 
dalga dalga duygular üretmek..
çünkü tarzlar ve renkler
toplumlarca şekillenip biçimlenir de her daim
her toplumun duyguları ..
farklı tonlara meyleder..
ve insan görecesi o değerler ve ölçüler
olsalar da hep değişken ve çeşitken
içerdikleri mesajlar..
sonsuza dek sabittir ..anlamaları değişmez!
şimdi madem sizler..
indirilmiş metinlerin...edebi mucizeliğini
asla göremeyeceksiniz .
muhatap olmuş toplum gibi!
öyle ise ..
o metinlerin bağrında yatan mesajlarının
mucizeliğine kulak verin..
ve onu yaşayıp sonra da 
yaşatın yeryüzüne!

hadislerle kuranı değil kuranla hadisleri ölçüp biçmeli

 peki siz neden önce o;şüphelileri edinip
sonra da onun gözüyle 
kalkıp o; şüphesiz olan ayetleri okuyorsunuz?
bu sırf o;'formülden önce örneklere geçme' gibi
bir aykırı yöntemden de ibaret kalmıyor
zira;o örnekleme diye sunulan şeyler de
çokça belirsizlikler ve şüpheler içermekte
oysa yoktur zan olanın, hak yanında bir hükmü
ve üstelik bir de bu iş sınav alemindeyse
aktaran kulların adı,sanı,vasfı neyse ne
hiç bir zaman ulaşamaz hakka duyulacak güvene
peki söyleyin şu halde; nasıl oluyor da sizler,
ayet mertebesinde görüyorsunuz onları?
ya O Sınayan Kudret 
o tabuladığınız isimlerle sınıyorsa sizleri?
bunun tersine dair bir garantiniz mi var?
yoksa böyle bir testi ağır bulup nefsinize 
bunu olanak dışında mı görmektesiniz?
O yalnızca kullarına tutunmak için uzattığı
kutsal ipi kur'anı koruyacak değil mi?
onun dışında aktarılan tüm haberlerin de
tahrif edilmesine yol veremez mi?
elbette ki ; O doğruyu en iyi bilendir
ve bize tüm bu olasılık ve de şüphelere karşı
korunmamız adına bir bilgi filitresi
ve doğruluğun süzgeci bu kitabını bahşetti
o halde onunla eleyip onunla doğrulayarak 
yok edebiliriz ancak tüm şüpheleri!

farklı tonlar ..toplumlar

  indirilmiş kitabın kutsal satırları da
gökten yağan rahmetin damlalarına benzer
nasıl ki; o damlalara kavuşan her toprak parçasında
ancak bağırlarında olan tohumlar yeşerebilirse
böyle farklı olacaktır  her toplumun baharı da
çünkü çağlar,milletler ve medeniyetler üstünde 
o,çok öte bir makam ve mevkiden nurlanır
ve insandan insana bile 
                          farklı bir renk yansıtır..

rastlantı(!) tablolar

 her notası büyük bir titizlikle dizilmiş 
şu görkemli ezgiler ve şaheser besteler 
hiç söyleyin;rastlantıyla açıklanabilir mi?
bu en başta sanatçıya ve sanata hakaret değil mi?
oysa bu bile bir hiç kalır
O; Tanrıya karşı olan durumunuz yanında
ki;yaratmaya gücünüz yetmez sineğin kanadını bile
ancak tüm bu inkarlığı vicdansızlık isteyen 
ustalık ve sanat dolu kanıtlarına rağmen
O'na iman etmemek elbet azaba yol açar!
düşünün ki; büyük bir özen ve uğraş sonunda
son derece görkemli bir resim çizmiş kimseye
"ne var ki bunda? fırça işte önce boyaya dalmış
sonra da kalkıp tesadüfen tabloya çarpmış"diyene
"vicdansız" demez de ne derdiniz söyleyin?
ki;ben de şimdi bu aleme rastgele diyenlere
dönüp şimdi rahat rahat
                       bunu diyebileyim!

sonu gelmez dizilere..

 çıkın,dolaşın..gezin,görün
kanıt mı istiyorsunuz hala benden?
varsayın kendinizi bir an hiçlikte
ve deyin bana şimdi: şu gördüğünüz tabloların
bir zerre karesini bile
aklınıza getirmeye hanginiz güç yetirebilirdi?
bırakın siz bunca tonu,rengi,sesi ve deseni
tek bir fotoncuğunu dahi hanginiz tasavvur edebilirdi?
hatta bırakın onları da
bu tasavvuru edecek olan; 'ben' dediğiniz varlık bile 
nasıl ortaya çıkabilirdi yüce Tanrı dilemeden?
ama şimdi sizler 
 kalkmış O'nun sağladığı bu imkanları kullanıp
O'nun razı olmadığı filmler kurguluyor
suçlar işliyorsunuz O'nun yarattığı sahnelerde!
hayır! 
O'nun bu ikramlarını kötüye kullanmanın
elbette ki;cezası çok çetin olacak!
çünkü O ,en güzel ve doğru yaşamlar üzerine
dilemiş ve kurgulamıştı bu yaşam formunu
şimdi O'nun bu tertemiz perdelerine sizler
nasıl olur da böyle lekeler sürersiniz!
O rahmetinin zulme alet edilmesine
yarattığı bir güzelliğin çirkinleştirilmesine
asla ve de kat'a rıza göstermez!
ki;gelip çatacak olan bir ansız saate
verecektir karşılığını elbet en alâsıyla!
ancak O'nun koyduğu kurallara uymuş
ve kutlu sahnelerine aktör olmuşsanız
seçilmişsiniz demektir en görkemli filmlerine
ve ne mutlu sizlere ne saadet sizlere ki;
tıpkı aktörlüğü gibi
senaristliği de sizde olacak 
                       o ;sonu gelmez dizilerin..

30 Ocak 2025 Perşembe

kısa..kısa..kısa..lar

dayatın dememişse O yüce Kollayan 
dayatamaz hiç bir kimse 
                        hiç bir şeyi.
                                  .hiç kimseye!

******************************

işim olmaz dedim de 
o; Tanrı ile
           işi olmayanlarla
şimdi bu yalnızlığım
bu kimsesizliğim
               bu yüzdendir işte :(

*******************************
ezeli bir varlık değilsen 
    ve gücün de sınırlıysa
yapacağın tek bir şey var
o da; 
zamandan ve mekandan öte
 ve gücünde hiç bir sınır olmaz
                sonsuz ve aşkın bir Kudrete
                       sığınmaktır..yalnızca

*************************

tezgah kurup 
erkeklerin hoşlanacağı kokuları 
kadınlara satmak için
adına, 'kadın kokusu' diyebildikleri gibi,
bu dinin de 
saptırdılar bir cehalet tezgâhıyla!
modalığı ve sürülüğü 'ümmet' zannettirip
içtihad özgürlüğüyle fikir üretenlere
sapık 
körü körüne uyanlaraysa hak dediler!

*********************

 eğer ki sizler,
 o: 'sunnet' denilen kavram ile 
'elçilerin huyunu suyunu' kastediyorsanız
şunu biliniz ki;
bu asla ve kat'a yapısal anlamda değil.
     düşünsel ve inançsal anlamdadır.sadece
yani; bakış şeklini değil 
bakış tarzını ve açısını 
  ölçeklenmektir..asıl olan


**************************

sırf  bana değerimi sunmak  için var edilmiş
 şu alemde ortaya çıkan
 acılara tanık oldukça 
bin kat daha fazla hissediyordum
 üzerimdeki sorumluluğu


*******************************

yaşamanızla çünkü sizler şu; yaşadıklarınızı ,
yaşatmış da oluyorsunuz 
               O yaşamların tek Yaşatanına ..



*********************************

evet doğru
ben de bir çok yanlışları ve suçları olan bir kimseyim
iyi ama bu durumda  ,
bana O;Sahibimin bahşettiği doğruları
size bildirmekten vaz mı geçeyim?
oysa;tırnağımdaki kirden çok daha 
önemli olan değil miydi 
o; parmağımla gösterdiğim?

*********************************

onu her defasında başlıklayasım geliyordu
 çünkü her problemin ve sorunun ardında hep mi hep o çıkıyordu 
onun adı; iblisti
 saptırandı!
     nankördü!
           mikroptu!
                parazitti! 
                     o lanet bir virüstü!

***********************************

 pek tabi ki O'na sebeplerle dilenip
onun sonuçlarıyla kavuşursun yadımlarına
ama bununla birlikte
bu sebepleri de seni de yaratan 
ve olmasına da müsaade eden 
O yüce Sahibinin dilemesinin
tüm bunları sağladığını unutma!
övgülerin ve minnetlerin
tümü de Tanrıya aittir böylece..
o sebeplerin ve sen'liklerin de
aracılıklarıyla 
O Yaradanın bu övülüş ve yüceltilişleriyle
değer kazandıran puanlar yüklenir 
şu son kıyamet maratonunda..

***************************


bilin ki;onlar o,
kaynak bilip dinlerini kurdukları 
'kur'anı nesheden ama kendisi dokunulmaz:kütüb'i sitte 'lerinde
 halife ömer tarafından bir ayetin(recm)
mushafa konmadığını yazıyor
hala  inanacak mısınız onlara?

***************************

demiş:
 neden gidip birilerini kendime
 rol model alayım ki 
o; her şeyi yaratan Sahibimin indirdiği 
mis gibi örnekler dururken?

*****************************

geliverince onunla yaptıklarım aklıma;
onsuz bir iş yapma fikri 
o an çok saçma bir şey 
geliyordu bana
hem de çook!


***********

demiş: ben ki; değil ekmeği suyu,
 kafa kurtaran şeyleri bile
 ancak ve ancak Sahibim için tüketirken
 varsın o; boş eğlenceler sizlere kalsın!

**********


O'nun en büyük delili
yani 'alem'i :
insandır
<<algılıyorum.. öyle ise varım>>
çünkü algılar olmadan düşünmek de olamaz
ve ancak bu algıların en önceliği;
kendimizden doğmuş olan yayınlar ve sinyallerdir
yani ; bir insan 
kendi dışındaki alemle iletişimsiz kalsa dahi
 kendi kalbini ya da midesini hissedeceği ve duyabileceği için
varlığının 
dolayısıyla da var edenin ilk delili/alemi kendimizdir
bu yüzden de kutsal metinlerde "alem" tabiri
insan için kullanılmıştır.. 

"""""""""""""""""""""""""""""""""""""""

demiş: şu zamanı kafalarınca biçimlendirmek üzere
 uydurup tüm topluma da dayattıkları saatlerden 
insanların  kurtulması
 ve O;Tanrının ölçeklendirip
 belirttiği vakitlere dönmeleri gerek..

****************************

demiş: ben de onlar gibi 
eğer O’nun kitabına 
bir parantez koymaya 
kendimi yetkin görseydim
inanın ki ilk koyacağım yer
 şurası olurdu kesin:
{{..onlara buyuracağım da;Tanrı’nın yaratımını bozacaklar,
onlara buyuracağım da;
(sünnetçi kılığında) davarların kulaklarını yaracaklar..}} nisa 119



************

evet bizler bilinçliydik ama
  O'nun 
          bir bilinciydik yalnızca




27 Ocak 2025 Pazartesi

bir örtbas (kufr) örneği

 oysa söz vermiştiler 
her kimden ve nasıl şekilde gelecekse gelsin
Tanrının bir doğrusuna karşı gelmeyeceklerine..
peki ne oldu da şimdi yüz çevirmekteler böyle?
ve kendilerine apaçık bir belge gösterilse de
hiç bir cevap vermezler örtbas etmekten başka?
 işte; bunun bir örneğini yaşadım bu gün iş yerimde 
denk geldim de o; 'sofi' denen bir kesimden bir kimseye..
atlayıverdi bir anda bir muhabbet esnası
dilimden eksik etmediğim "Tanrı" sözünü duyunca
dedi:"elhamdülillah hepimiz müslümanız değil mi?"
bense devam etmesine fırsat bile vermeden
dedim: Tanrım uzak etsin ne müslümanlığı? tövbe! 
ben Sahibimin emrindeyim ve onun sözünden şaşamam
bana "teslimkâr" demişse başka isimler uyduramam!"
ve sırf tabi ben onun adından ibaret değil 
din edindikleri mezhepten de uzak olduğumu söyleyince
yüzünde biraz şaşkınlık biraz da öfke belirdi
ve ben de O yüce Kollayanın bana ulaştırmış olduğu
şu sapkınlığın belgesini soruverdim kendisine:
dedim:inandığınız dinin en temel kaynağı; 
"kütübi sitte" dediğiniz altı kitabın içinde 
bir iftira bulunuyor halife ömer'e atılan
 ve recm etmeyi emreden bir hüküm ayetini
 kurana koydurmamış deniyor buna ne diyeceksin?"
o da birden tepki verip: "töbe haşa! olur mu hiç!
yok öyle bir şey!" deyince
 ben de kitaptaki yerini numarasıyla birlikte
bildirince kendisine bu defa da yan çizip
:"hiç duymadım vallahi ama vardır illaki başka bir sebebi
 yoksa onca alim buna neden göz yumsun" deyince
dedim:" peki iki kere iki beş dese o alimler
hala bana der miydin "vardır bunun hikmeti?"
"iman etmiş olduğun mezhebin kitabında
 halkın tepkisinden korkan halife ömerin
 bir ayeti mushafa koydurmadığı yazmakta,
yani elimizdeki kuran korunmamış ve eksikmiş(!)
buna ne diyeceksin?" diye soruyorum sana
sense " alimler bilir biz bilemeyiz" diyor 
ve topu taca atıyor konuyu kapatıyorsun"dedim
... derken çekip gitti 
 muhabett sona erdi
ve apaçık bir gerçeği böylece örtbas etti! 

hakedilmiş sınavlar

 o doğdu ,
  yeşerdi
     algılara başladı
ve yüklene yüklene duyduğunu gördüğünü
                     bilgilere sahip olup ergenliğe erişti
bununla da hayatı 
bununla da Tanrıyı
                  tanıdıkça tanıdı..
ve en sonunda büyük bir sınava hak kazandı
artık kazanacakları kendi lehine
 kaybedecekleri de yalnız aleyhine olacaktı
bildikleri doğrular ve bildikleri yanlışlarla
O;ilmi her şeyi kuşatanca
                            sınavına başladı
ve o şimdilik bunlardan sorumluydu sadece
ama eğer o bildiği doğrularda ilerler
ve Sahibine doğru yakınlaşmak isterse
O da kapasitesince
 ona ondan çok daha doğruları sunacaktı
çünkü O Esirgeyen çünkü O Kollayandı
kullarına karşı da oldukça cömertti
ve kimseye haddinden fazlasını yüklemezdi
ama işte insan!
ah o zalim insan!
bu lütufları göremez de inkar eder bir çoğu!
uyar da o lanete 
 doğru yoldan vazgeçer
az bir paha karşılığı gerçeği örtbas eder
haykıracak olsan bile geçip karşısına
o küfründe direnir yalanlamayı sürdürür
alçaklığı kesinleşmiş o saptıranın peşinde
alçaldıkça alçalır 
               sonunda azabı hakeder! 

antivürüs dalgalar

çünkü O;yüce Kollayanın rahmet programına
ve uygulamasına teslim olmuş kimseler karşısında
hiç bir etkisi olamayacaktır lanetlenmiş virüslerin
zira onun parazitlerini kırıp dümdüz eden 
                  dalgalar yayarlar onlar yürekleriyle..
"sığınırım Tanrıma deyip, kınanmış saptırandan"
titreşimler sağlarlar kendilerine bir kalkan
ve bununla edindikleri gibi yaşamın her zerresine
 yine bununla beslenirler indirilmiş satırlarından
 örneğin onda bir buyruk var; 
                   O'nunla erişim kurun' diye
ancak ne okuyacağı kalıplar var ne sayılmış rekatlar
ve korku halinde de zaten kısılacak olan süresi
bunun üzerine düşünür ve şu sonuca varırlar:
"madem; her şeyi ayrıntısıyla açıklayan bir kitap
ve madem ki; bu mevzular bana bildirilmemiş
şu halde bunlar insiyatifimize bırakılmış kısımlar
ve bunun da olsa olsa tek bir hikmeti 
                          şekline değil içeriğine motive olmaktır...

yaşayarak okuyun onu yazılması gibi

 O ki; "Biz onu,sakınanları müjdeleyesin
                ve inatçılık edenleri de uyarasın diye 
                        senin dilinde kolay bir hale getirdik" demişken
ey insanlar! 
                  neden siz onu böyle zorlaştırıyorsunuz?
yoksa size zor mu geldi onu anlayıp yaşamak ?
oysa bilin ki;o yaşanarak yazılmış bir kitaptı
yaşamla doğup büyümüş ve oluşmuştu
                                                   sayfa sayfa
ve şimdi onun okunması da tıpkı yazılması gibi
      ancak yaşanmak suretiyle mümkün olabilirdi
haydi o halde! kaldırın 
 Sahibinizle aranıza çekilmiş setleri!
kırın o;Tanrı adına uydurulmuş zincirleri!
ve başbaşa kalıp O yüceler yücesi Kollayanla
            sarılın O'nun kitabına yapayalın kıtıksızca!
ve erişimler kurun O'nunla her gün huşu içinde
ve de çabalar sarfedin hakkı iletmek uğrunda!

kitabın gerçek sanatı

 o kitabın edebi sanatını
arapça konuşan toplumlar bile 
                    artık hakkıyla göremezken
başka toplumlar nasıl görüp de hayranlığına kapılsın?
hayır hayır bu olacak bir şey değil
ancak iş onun anlamları ve taşıdığı mesajlara gelince,
en yabancı toplum dahi
 görecektir onun o;dahiyane vasfını
ve kani olacaktır böylece indirilmiş olduğuna
sonra da yüklenip onu bütün sistemine
kutlu oturumlar adına işleyecektir yaşamına..
o; 'Tanrıdan başka yoktur hiç bir otoriter' 
                  düsturundan çıkmayan adımlarla 
 O'na teslim olmuş bir bilinçle,
 yaşayacaktır onun gerçek mucizeliğini 
zira rehberliğidir onun aslolan sanatı..

26 Ocak 2025 Pazar

ey sarınmış üstünü (müddessir suresi)

 ey sarınmış üstünü sen içine kapanan!
kalk haydi doğrul ve artık uyar!
üstün tut Efendini
 temiz tut giyceğini!
ve de pisliklerden kaçın!
ve çok görme de sen sakın
yaptığın bir iyiliği
dayan diren azim göster
 O;yüce Efendin adına!
ki;üfürülecek olanın üfürüleceği vakit
ah! ne dehşet verici bir vakittir o vakit!
bilsen ne de zor geçecek örtbas edenler için
o gün işte Bana bırak o;tek başıma yarattığımı!
hani ya o; kendisine mal mülk sağladığım
güçlü bir çevre ve de nesiller verdiğim
ve imkanlarına da imkanlar kattığımı
_ki o,buna rağmen hala istemekten bıkmamıştı _
ama hayır! asla!
çünkü o belgelerimize inatla yaklaşırdı
ve Ben de sarp bir uçuruma sürmüştüm onu bu yüzden
çünkü önce düşünmüş ve sonra ölçüp biçmiş
_ki;kahrolası nasıl da ölçüp biçmişti!
evet kahrolası nasılda ölçüp biçmişti!_
sonra da şöyle bir bakıp
kaşlarını çatmış, suratını asmış
sonra da yüz çevirip büyüklük taslamış
ve sonunda da kalkıp:
bunlar aktarılmış birer aldatıcı sözdür "demişti
 "bu beşer sözünden başkası değildir" demişti
hayır! onu hiç kuşkusuz o; 'parıldayan'a atacağım
 sen bilir misin nedir o; 'parıldayan' ?
o ki; ne büsbütün bırakır ne de büsbütün tutar
beşer için bir yansıtan
ve üzerinde de tam on dokuz vardır
ki Biz ateş sunucularını melèkelerden seçtik
ve onların sayısını da örtbas edenler için bir sınama kıldık
ki bununla hem o kitap sahipleri ikna edilsin
 hem de inanmışların inancı biraz daha yükselsin
ve kitap sahiplerinin ve ona inananların da var olan şüpheleri giderilsin
ve ayrıca o; kalplerinde hastalık olanlara ve örtbas edenlere
"Tanrı bununla neyi dilemekte” dedirtsin
İşte Tanrı böylece dilediğini saptırır dilediğine doğru yol gösterir
ve kimse de bilemez Kendi dışında Efendinin güçlerini
evet bu; insanlık için ancak bir öğüt ve bir uyarıdır
 andolsun o; gökyüzündeki ay'a,
dönüp giden geceye,
ve aydınlanan sabaha ki;
bu, gerçekten de büyüklerden biridir 
ve insan için bir uyarıdır
o; aranızda ilerlemek ya da gerilemek isteyenlere
ki doğrusu; kazandıklarına karşı bir rehinedir insan
elbet bunun istisnasıdır o sağduyu sahipleri 
ve soracaklar da bulunacakları hasbahçelerinden suçlulara:
"neydi sizi bu kıvılcım saçana düşüren şey "diye
onlar da diyecek: "bizler erişim kuranlardan olmamıştık
yoksulları da doyurmazdık
ve boş işlere dalanlarla biz de dalar giderdik
yargı gününü de yalanlar ve onu her zaman hiçe sayardık
ta ki; işte ecelimizin bizi getirdiği bu ana dek
evet artık aracıların aracılıkları da yararsız
peki neden onlar öğüdümden öyle yüz çevirmişti?
hani o;aslanlardan kaçışan ürkmüş zebralarcasına?
hayır hayır
 bunlar kendilerine özel açılmış sayfalar ister
o sonvarıştan da çekince duymazlar!
bilin ki;hiç kuşkusuz bu bir öğüttür
ve alır ondan öğüdünü her bir dileyen
ancak şu da kuşkusuz bir gerçektır ki;
 hiç bir kimse öğüt alamaz O; Tanrı dilemeden 
ki O dur sakınılmaya ve aflar dilenilmeye en layık olan

25 Ocak 2025 Cumartesi

en güncel erişim(salat) örneğim

 evet..
 "Sahibim sana sığınırım o kınanmış saptırandan"
 telkinlerim ile birlikte başlarım ellerimi kaldırıp
  "yüceler yücesi Sahibim adına " diyerek
ve okurum sonra da şu cümleleri ayakta 
(dilediğimce tekrarlar eşliğinde):

"tenzih ederim Seni Sahibim bütün noksanlıklardan
tenzih ederim Seni bütün eksiklerden
hatalardan kusurlardan uzaksın
Sen yücelerin en yücesi üstünlerin en üstünüsün
Sahibim uzak bilirim Seni bütün yanlışlardan yanılgılardan
uzak bilirim Seni bütün yakışıksız yakıştırmalardan 
niteliksiz nitelemelerden 
uzaksın Sen Sana karşı olan bütün yakışıksız duruşlardan durumlardan
Sen ötesin herşeyden Sen ötesin herşeyden..
O sonsuz yüceliğin kadar övgüler olsun Sana
bağışla beni o; bilerek ya da bilmeden işlediğim suçlardan ötürü
affet beni ve sevdiklerimi o;
bilerek ya da bilmeden işlediğimiz suçlardan ötürü
Sen ki ;bağışlamayı çok sevensin ne olur bağışla bizi!
zayıflıklarımızı mazur gör mazeret kabul et Sahibim
bizi doğruya bundan çok daha yakın bir yola çıkar
doğruyu en çıkarsız ve içtenlikle arayanlardan eyle bizi her zaman
doğrularımızı pekiştir yüreğimize huzur ver
yanlışlarımızı göster düzeltecek fırsat ver
kes yolumuzu eğer bizi yoluna çıkarmıyorsa
kes yolumuzu eğer bizi Sana çıkarmıyorsa
kes yolumuzu eğer bizi sevgine çıkarmıyorsa
kes yolumuzu eğer bizi öfkene çıkarıyorsa
bizi yanlışlarda bırakma Sahibim
bizi sapkınlıkta bırakma
bizi azaplıkta bırakma
bizi gazabında bırakma
bizi Sensiz ve sevginsiz bırakma 
bizi Senden mahrum bırakma
Seni anıp yüceltmekten bizi sonsuza değin mahrum bırakma
Sana hakkıyla inanan ve güvenen kullarından et bizi
Seni hakkıyla sevip sayan kimselerden eyle bizi
Senden hakkıyla korkan kullarından et bizi
Senin adına yaşayıp Senin adına ölen 
o kutlanmış kimselerden eyle bizi
Sana hakkıyla teslim olmuş o teslimkârlardan et bizi
altından kalkamayacağımız yüklerin altına koyma bizi
altında kalacağımız yüklerden uzak tut koru bizi
taşıtma bizlere taşıyacağımızdan fazlasını
aşamayacağımız engelleri önümüzden kaldır
aşabileceklerimiz için de güç ver bize aşırt
Senin yolunda önümüzde hiç bir engel bırakma
uzak tut bizi boş heveslerden boş tutkulardan
uzak tut bizi boş kaygılardan boş korkulardan
uzak tut adımlarımızı o saptıranın adımlarından
uzak tut bizi onun bütün oyunlarından
uzak tut bizi Senden uzak tutanlardan
Sana sığınırız Sana..Sana sığınmamamktan"

ve sonra de indirilmiş sayfalardan bir kesit okurum:
örneğin;
"inananlar hiç kuşkusuz kurtuluşa ermişlerdir
onlar ki;erişimlerinde huşu içindedirler
onlar ki;boş şeylerden yüz çevirirler
onlar ki;arınmak için bağışlarda bulunur,
onlar ki;iffetlerini muhafaza ederler
ancak eşleri ya da sahip oldukları dışında
ki;onlar bu yüzden asla kınanacak değillerdir
ancak kim de bunun ötesine geçmek isterse
işte onlar gerçekten de sınırları aşmışlardır!
ve yine onlar ki;
aldıkları emanete ve verdikleri sözlere de hep riayet ederler
onlar ki;erişimlerini/desteklerini de hep muhafaza ederler
işte onlardır gerçek varisler
ki;onlar hasbahçelerin varisidirler
ve orada ilelebet hep kalacaklardır"

ve sonra da "Sahibimdir yücelerin en yücesi!" der
ve rükuya eğilirek şunları okurum:

"eğiliyorum tüm saygımla o sonsuz yüceliğin karşısında
eğiliyorum tüm saygımla erişilmez kudretin karşısında
eğiliyorum tüm saygımla herşeye yeten gücün karşısında
eğiliyorum tüm saygımla kavranamaz büyüklüğün karşısında
Sensin herşeyi hiç yoktan var eden
şu gördüğüm ,duyduğum,bildiğim ,bilmediğim herşeyi
hiç yoktan var edensin Sahibim
şu dağları,ovaları,nehirleri,deryaları,
göklerdeki yıldızları yerdeki canlıları
hiç bir örneği olmadan yaratansın herşeyi
renkleri,sesleri,kokuları,şekilleri,
aklımızın ucundan bile geçmeyecek olan
şu birbirinden görkemli sahneleri
hiç yoktan var edensin Sahibim
eğiliyorum tüm saygımla şu muhteşem yaratıcılığın karşısında
eğiliyorum tüm saygımla akıllara sığmaz yüceliğin karşısında
eğiliyorum tüm saygımla şu kusursuz sınavın karşısında
eğiliyorum şu eşsiz sanatın ve dehan karşısında
eğiliyorum şu mükemmel tasarımların karşısında
hiç yoktan yaratansın beni
sonsuz bir yokluktan çıkarıp beni varlığa eriştirensin Sahibim
bir hiç iken bana varlık verensin
ruhundan üfleyip bana benlik verensin
bana bilinç verensin akıl ve irade verensin
hiç bir şeyden habersiz bir sperm parçasıyken
beni önce bir rahimde sonra bir kucakta 
ve sonra da bir evde besleyip büyütensin Sahibim
bana gören gözler,işiten kulaklar 
hisler,duyular ve seven bir kalp verensin
ey Sahibim Sana borçluyum herşeyimi!
eğiliyorum tüm saygımla bu karşılığı bulunmaz ikramların karşısında
eğiliyorum tüm saygımla bu karşılığı ödenemez lütufların karşısında"

 (10-15 dk kadar) bolca tekrarlardan sonra 
"Sanadır bütün övgüler " diyerek doğrulur ve secde için yere kapanırım

"minnetarım Sana sahibim minnettarım Sana
Sana borçluyum herşeyimi minnetarım Sana
beni kazlardan belalardan kurtaransın Sahibim
beni ölümlerden döndürensin Sahibim
bir çoğuna bahşetmediğin bilgiler bahşedensin bana Sahibim
beni bu erişimlere layık bulansın Sahibim
minnetarım Sana Sahibim minnetarım Sana
kapanıyorum yerlere bu engin rahmetin karşısında
kapanıyorum yerlere bu uçsuz şefkatin karşısında
kapanıyorum yerelere bu ödenemez güzelliklerin karşısında
Sensin yüceler yücesi affet beni
Sensin yüceler yücesi bağışla beni
alıkoyacaksa beni o sonsuz güzelliklerinden
alıkoy benden dünyanın bütün güzelliklerini
kolla beni ey Kollayan!
koru beni ey Koruyan!
beni bana bırakma ey Kayıran!"

ve en son otururken de :

"tanıklık ederim ki; yoktur Tanrımdan başka hiç bir otoriter
 yoktur Tanrımdan başka hiç bir hükümdar
 yoktur Tanrımdan başka hiç bir mutlak irade
tek Koruyanım tek Gözetenim Sensin benim Sen
tek Besleyenim tek Büyütenim,
tek Eğitenim tek Öğretenim Sensin benim Sen
tek Patronum ve Sahibim Sensin benim Sen
tanımam Senden öte hiç bir İrade
yoktur beni Senden başka affedecek bir makam"

ve şunu da eklerim sonunda:

"Tanrıdan başka otoriter yoktur!
  tek O'dur 
       O'nun ortağı yoktur!
egemenlik O'nundur , övgüler O'nadır
                        O'nun gücü her şeye yeter!"

19 Ocak 2025 Pazar

örtbas etmeyen kimse 'kafir' olamaz!

 'kafir' in anlamı örtbas edendir
peki onlara neyi sundunuz da onu örtbas ettiler?
kaçının haberi var gerçek imandan 
  kaçı biliyor tevhidin gerçek anlamını? 
siz bırakın bunu 
daha hayatında onun adını bile duymamış olanlara
sırf kitapları farklı diye 'kafir' diyorsunuz
peki onları da geçin
 siz inandığınız kitabın adı kur'an diye 
                onu gerçekten de kitabınız mı sanıyorsunuz?
hurafe kodlarla okunup içeriği iç edilmiş 
özü alınıp geriye posası bırakılmış 
etliğe sütlüğe karışmayan bir kitap gerçeğinin yerini tutabilir mi?
doğru anlamları olmadan kuru harflerinin ne anlamı var?
onu bambaşka anlamlarla oku ve kalk sonra da 
                                                   satırlarını kutsayıp dur bilgisizce!
peki; şu bitkiler ve ağaçlar da birer ayet değil mi?
sarılıp onları da kutsasanıza şu halde!
hayır hayır!
 bu düpedüz ahmaklıktır!
oysa onun o eşsiz sanatının her hecesi de
ancak birer araçtır 
yol gösteren mesajlar ve öğütler taşıyan!

bakın O neler bildirmiş bizlere:

(6:114-118)
-O ki; sizlere kitabını apaçık olarak indirmişken,
neden ben kendime Tanrıdan öte
hakemler arayayım?
oysa o kendilerine ..kitap verdiğimiz kimseler,
onun Efendin katından indirildiğini 
pekalâ bilirler!
o halde sen sakın ola 
o şüpheye düşenlerden olma!
-O Efendinin sözüdür ki; 
hak ve adaletçe tastamam edilmiş,
ve Onun hiç bir sözünü de değiştirebilecek yoktur!
işiten de O'dur ..bilen de O'dur!
-ve bil ki; şu yeryüzündekilerin çoğuna uyacak olsan
seni elbette Tanrının yolundan saptırırlar!
ki onlar ;
ne zandan başka bir şeye uyarlar,
ne de yalandan başka bir şey söylerler!
-gerçek şu ki; Senin Efendin,
Kendi yolundan sapanı da,
doğrulukta olanı da en iyi bilendir!

rivayetleri sorgulama

 pek tabî ki; onu en hakkıyla yaşamış olan 
                                                o; kutlu elçiden anla
ama yeter ki indirilmişler olsun senin tek kaynağın
öyle ya..
O buyurmamış mı; "ey inananlar! 
 düzenbazın biri size bir haber getirdiğinde,
onun doğruluğunu araştırın" diye?
peki elimizdeki musâfın eksik olduğunu
ve rejm diye bir ayetin de yazdırılmadığını,
ve daha nice apaçık yalan ve iftirâlar taşıyan
o kütübi sittenin yazarları 
birer düzenbaz değil mi?
şu halde; onların getirdiği haberlerin
doğruluğunu araştırmak 
görevimiz değil mi?
peki ;söyleyin
nasıl yapacağız şimdi bu araştırma görevini?
dayanak edindikleri
 o râvilerle konuşup ispatlama şansımız var mı?
başka nasıl araştırabiliriz
o haberlerinin doğruluğunu?
içeriğinin vahye uygun olup olmadığını
denetleyerek mi?
yani;
"ben şimdi o;Tanrının son elçisi olsaydım
ve elimde vahyedilmiş şu bilgiler ışığında
şu sözleri ,şu sözleri eder miydim?" diyerek mi?
peki; onun yaşadığı o çağlara ve,iklimlere,
etkilendiği kültürlere,kavuştuğu birikime, 
muhatap olduğu sahnelere,
ve de en önemlisi  
sahip olduğu kapasiteye sahip olmadan
bu empatiyi yapabilmem mümkün mü ki?
hayır! bence değil!
ve bence bu yüzden de
indirilmiş kitapta
hiç bir şey eksik değil!
öyle ise;
sakın aldanma onların 'sahih',doğru dediğine
                        mutlak doğru ancak o korunmuş kitaptır
 o; haberleri getirenlerse birer insan
ve insan ise nankörlüğe en yatkın varlıktır!
düşün ki; geçmiş kitaplarını bile tahriften kaçınmamış
hiç elçinin sözlerini tahriften kaçınırlara mı?

bir Tanrı kalsın bir de kitabı!

 evet ey insanlar!
ben artık sorumlusuydum
ve o;bilgisizliğim zamanlarımda olmayan görevlere de sokulmuştum
                                                                                bu bilgilenmişliğimle..
çünkü biliyordum artık nelerin yanlış nelerin de doğru olduğunu
geçmişimde ne kadar bilmiyor olsam da
ve umuyordum da o bilgisizce yapıp ettiklerim yüzünden yargılanmayacağımı
ki;biliyorumdum Sahibimin bilenle bilmeyeni hiç bir zaman bir tutmadığını
ve O'nun her kimseyi bildiğiyle sınayarak
                                    önce bununla denediğini,
sonra eğer başarır ve üstesinden gelirse
                      kendisine hakka ondan daha yakınını da sunacağını...
işte şu an sizler de ancak bildiklerinizle sınanıyorsunuz
ama şimdi benden duymanızla bu gerçekleri
artık sorguya çekileceksiniz bu duyduklarınızdan da..
peki neden mi sizlere bu yükü yükledim?
çünkü yakamazdım kendimi hakkı bildirmekten vazgeçerek
 sizinki cansa benimki de can
                       ve onu sizler için yakamam!
susup oturarak saçmalıklarınıza göz yumamam!
artık hanginiz bu sözlerim karşısında yüz çevirip kaçarsa
bilsin ki;bu da esasen bir inkar ediştir
biri hakkı gizlemekken biri de haktan gizlenmektir
ikisinin de sonucu haksızlık ve zulümdür
ve Tanrı zalimler topluluğunu asla doğruya erdirmez!
sizleri aramızda bir ortak söze çağırıyorum;
gelin yalnız ve yalnızca
                         Tanrıya teslim olalım ,
                                     O bulunsun başımızdaki tek otoriter..
O'nun size indirdiği ne varsa inandığınız 
                                ona sarılın ve onu bilin tek ana yasanız
çünkü O'nun düzenlediği bir sistemden daha üstün hiç bir sistem yoktur!
ancak yeni bir sürümü ile kalkar eskisinin hükmü
              ve bu da muhammed'e indirilmiş olan son kitaptır sadece!
ona erişebilmekse artık tek bir tuşa bakıyor
unutun artık tahrif edilmiş eski kitapları
 bir siz kalın bir Tanrı ve 
                              bir de son kitabı!
 bu belki imanım ya da merakım 
                 ya da doyumsuzluğumdandı 
bunu en iyi Sahibim bilirdi
elbette ki en büyük niyazım imanımdan olması
ama olmuştu işte
ve ben öğrenmiştim gerçek yolun ve inancın 
                                             bu söylenenler olmadığını..
bildirmişti bana bir kere 
                 O herşeyi bilen Bilge
ta en başından bilgilendirişi gibi
ben O'na doğru adımlanmış..O'da bana her defası
onlarcası ,yüzlercesi
               hatta binlercesi adımla karşılık vermiş
ve böylece de kavuşmuştum o;gerçek yoluna ve doğrularına
ne mutlu bana!
ne rahmet bana!
övgüler ve şükürler olsun yüce O Kollayanıma!
O'nun şanı ne yücedir!
yoksa benim bunların zerresine bile gücüm yeter miydi?
minnettarım O'na.. şükürdarım O'na
yalnız bununla birlikte
          şunu da biliyordum ki; 
    bana yüklediği bu doğrularla
aynı zamanda beni bunlardan sorumlu da kılmıştı
onu kirli ellere,zalim emellere kurban etmeden
 koruyup gözetmemi
ve bu mirası yaşatarak diğer kardeşlerimi de 
ondan nasiplendirmemi
ve aktararak tüm yeryüzüne
onu gelecek çağlara ulaştırmamı da dilemişti..

şanlı cehennem!

 sen ey insanoğlu insan!
dön de bir bak şu aleme 
ki;seni var eden O yüce Tanrı
ulaştırmak için seni doğruluğa
 neler neler yaratmış 
                         bak neler neler..
yoksa sen onları da mı boşa yaratılmış sandın
                                              tıpkı kendini de sandığın gibi?
hayır hayır!
 asla!
bunların her biri de birer belgedir
kanıtdır,ispatdır O eşsiz Varlığın varedenliğine!
ve şimdi eğer sen O'nun bu belgelerine rağmen 
O'nu inkar eden bir vicdansızlık içinde
ve bir körelmişlikteysen 
o;şanlı cehennem ateşini haketmişsin demektir!
ancak O'nun varlığını ve varettiğini kabul edip
 erişebildiğin doğrularınca da
yürmeye çalışan bir kimseysen
yaptıklarının karşılığı ödenecektir fazlasıyla..

ay yarıldı öyle mi?

 O ısrarla "her şeyi açık açık anlattık,
              ayrıntısıyla tek tek açıkladık" dese de 
onlar halâ onu kaba bir taslağa çevirip
                         içine doldurup duruyorlar olmayan şeyleri!
örneğin o; kamer suresinin kıyamet sahnelerini
                       alet ediyorlar uydurdukları bir masala!
oysa gerçekten de böyle bir olay vuku bulsaydı
                                      kaç defalar anlatılırdı hem de apaçık bir şekilde!
ki; en ufak bir mucize talebi sayfalarında işlenmiş
 ve istekleri de reddedilip " bu kitap yeter" denmişken
siz kalkmış halâ;
 "onlar: .."hadi şu ayı yar da iman edelim" demiş
ama bu gerçekleştiği halde
yine de karşı gelip inanmamışlar" diyor,
ve bunun da kitapta da sadece "ay yarıldı" diyerek
                                geçiştirildiğini söylüyorsunuz öyle mi?
peki ya bu mucizeyi gördüğü halde inanmayanlar?
neden bunun üzerine helak edilmediler söylesenize?
     hiç o kitabın ruhuna sığacak bir şey mi bu dediğiniz?
 hangi kıssasında okudunuz bunun benzerini?
                          var mı onun satırlarında bunun başka bir örneği?
 siz ey dil dolandırıcıları söyleyin!
         ansızın başınıza bir musibet çatsa
"Allahım yardım et!" ya da bunun benzeri bir fereyada mı sarılırdınız
yoksa yine orjinallik hikayesiyle arapçasını okumaya mı çalışırdınız?
peki ya yarın O'nun huzurunda
susa kaldığınız ve de her organınızın dile geldiği o anda
                                              nece konuşup O'na yakaracaksınız?
hiç O;tüm dillerin ve ırkların Sahibi olan yüce Tanrının
                                          böyle saçma sapan takıntıları olabilir mi?
bırakın artık bu boş işleri!
O ancak onu anlayıp anlamadığınıza,
hatta onu yaşamlaştırıp yaşamlaştırmadığınıza,
 emirlerini emir bilip Kendısıne teslim olup olmadığınıza bakacak!
sizler hangi dilde ederseniz edin
                         yeter ki; O'na kulluk edin!
bunu hakkıyla yapabilmenin tek yoluysa onu anlamak
ve bunun tek yoluysa onu çevirmektir
                                             o en öz dilinize.
bırakın da O yüce Sahiplerinin sağladığı yolları ve kolaylıkları kullansın insanlar!
O, "kolayınıza geleni okuyun" demiyor mu?
neden O'nun koymadığı kurallar koyarsınız ki?
O'nun çizdiği sınırlar belli değil mi ?
O'nun hükümlerine sarılmak neden size yetmez ki?
 o indirilmiş sistem ki;
önce yeryüzünün merkezi:
                                 evi etrafında yaşayan
 en dengeli benliklere ve toplumlara 
  ve sonra da komşu coğrafyalarda yer alan
                             insanlara göre ayarlanmış ve kurgulanmıştı..
sonra da adım adım yayılmasıyla da
         bu dengeliğin doğusuna ve de batısına doğru gelişti
derken işte o nesilden bir kaç nesil sonra da,
                                           çarpıttıkça çarpıttılar ..azdılar da azdıkça
ve buna rağmen sahiplenmeye de devam ettiler adını
çok geçmeden onlar da tükenip gitti
                      ve bâtıla karışıp toprak oldularsa da
                               bak ama korunmuş ayetleri halâ dimdik ayakta!
ve tüm yeryüzüne dağılmış ve dağılıyor daha da..
bilgilendikçe insan oluşup olgunlaştıkça
                                               güçlenirken doğuda zeka ve mantık
ulaştığı rahatlık ve doyumlarla beraber 
        hisleri de artıyor içselliğe yönelmiş batının
ve küreselleşmenin de etkisiyle
kim bilir varmıştır bile çoktan o;Hakkın en gerçek çizgisine;
                                                                   vahyi hakeden bir dengeliğe
evet..
 şimdiye kadar her toplum kendi kapasitesince
                                  bir doğru-yanlış parametresince
                                               sınanmış ve bununla ölçülüp yargılanmıştı
 şimdi gelişen dünyasının ufaldıkça ufalması
                                ve gerçeklere bir kaç tuşluk yakınlaşmasıyla
 eşitlenirken mesafeler
                             kapasiteler de eşitlendi zihinsel gelişimleriyle..
ve tüm yeryüzü halkları da 
                haketmiş oldular böylece
                                        o son kitapla sınanmayı..

15 Ocak 2025 Çarşamba

tertemiz bir akılla

 bil ki; O'na yöneldiğiniz zaman 
tertemiz olacak aklınız
ne bir kimse kalacak aklında ne bir makam, ne nefis
hatta buna o kutlu elçiler ve haberciler de dahil
O'na yapayalın bir halde tapınmalısın
tıpkı mahşer günü gibi tek başına sen ve O 
ama illa da bir aracı arıyorsan tapınmalık
                                  O'nun vahyi ve aklındır tek kullanacağın
ve bu yolu göstermektir geriye kalanların tek vasfı
 bu aydınlanış yöntemini tariftir rolleri
                                        ona ulaşacak olansa yalnız sen olacaksın!

kurancı peygamberin izinde

 o kutlu elçi muhammed de böyle yapmamış mıydı?
o da vahy ile okumuyor muydu tüm hayatı yalnızca?
peki ona yeten bu kitap 
                 neden size yetmiyor şimdi?
o kafasından bir şeyler daha mı kattı ki
                                   şu uydurduğunuz şeyleri katıyorsunuz böyle?
hiç mi düşünmezsiniz peki;
eğer bir şey korunmuş ve garantiye alınmışsa
             onun dışındakilerin hiç bir garantisi yoktur.
zira tek birisine dahi tanık olmadınız
                   tanımıyorsunuz bu haberleri size getirenleri
biliniz ki;bu mantığı yaratan Tanrıdır
 ve ben şimdi buna dayanarak diyorum ki:
"şu yeryüzünde hak namına 
vahy dışında tek ama tek bir satır bile kalmasa
o vahy yine de insanlığı hakka ve doğruluğa çıkarmalıdır.
çünkü korunmuşluğunun tek anlamı budur"
şu halde; 
yalnız ve yalnızca ona güvenip onu edinin 
ve şükredin ki;
          O yüceler yücesi Kollayana ,
yol bulacağınız bir klavuzu bağışlamıştır sizlere..
ondan nasiplenin ,ondan nimetlenin
                                 ve ondan alın ışığınızı 
 ve katıştırmayın ona en ufak bir satırı!
ki;eğer Sahibiniz vazgeçilmez kılsaydı o rivayetleri de 
onları da alarak korunmuş sayfalarına
                                    ulaştırırdı sizlere en layıkıyla...

3 Ocak 2025 Cuma

rivayetleri ayetlere denk etmek!

 ve o; son ehli kitabın bir kısmı da dediler ki:
" o; elçinin sözleri de Tanrı'nın sözleriyle aynı kesinlik ve aynı değerde,
                                                                               birinin hükmü neyse aynıdır diğerininki de " 
oysa o; elçinin ölümü ile kendi doğumları arasında
 binlerce yıl geçmiş ve o geçen binlerce yılın da ufacık bir kısmı dışında
gerisi fitnenin ve zulmün kol gezdiği bir tarihi taşımaktaydı
ve O yüce Tanrı bir hikmeti gereğince, denemek için kullarını
_ ki  her şey bir sınav içindi_ 
onlarca rivayetin uydurulmasına müsaade etmişti
O çünkü mühlet vermişti kovulmuş saptırana 
ve O sözüne sadık olanların en sadık olanı,vaadinde duranların da en üstün olanıydı!
ancak onların bir çoğu anlaşılmaz diyerek indirilmiş kitaba
tek çaremiz uymak " dediler elçi adına söylenmiş sözlere
ve böylece batıllıklar katıştırdılar hak olan düzene
 oysa bilmiyorlardı ki; o sözlerin korunmamışlığıyla şüpheler barındırdığını
ve o;korumuş kitap ile elenip temizlenerek şüphelerinden arındırılmadan da
onlara tabi olamayacaklarını..

bir yakarı

Sana sığınıyorum ey Tanrım o kovulmuş saptırandan! 
Sana sığınıyorum ey Otoriter o şer satan'ın şerrinden! 
bana yardım et,beni yardımla o;en rahmet yardımınla!
bana sabırlar, bana sebatlar, bana direnme gücü , irade ver!
yoksa o;zalim virüsle nasıl başa çıkarım nasıl?
Senin dilemen yoksa ben nasıl dilerim nasıl?
 öyleyse dile de Senden başkasına dilenmeyeyim ömür boyu...

2 Ocak 2025 Perşembe

yaşa Tanrıyı, yaşamak için

 bu öyle ki;
 O'nunla konuştukça, indirdiklerini dinleyip 
O'na niyazını anlattıkça 
O'nunla bir diyalog ve bir temas oluşur da 
işte bu temasın sıklığı oranında da
 seninle ve yanı başında olduğu hissiyatı verir sana
 istersen dene bir gün
 ve konuş konuşabildiğin kadar O yüce Sahibinle 
hep anlat ona dök içini,yardım iste
 ama O'nun sözlerini de dinle bunun yanında
 monolog olmasın bu iletişimin
ki; O'nun ne konuştuğunu bilmelisin ne konuşacağını bilmek için 
ve bu konuşmalarının doğrulukta kalması için de 
bu yapılması kesinlikle gerekli olandır 
sen doğruluktan ayrılma
 ve O'nu düşün ve O'nu konuş 
sonra bir de bakmışsın ki gerçekten de O'ndan çekinmeye başlamış
 ve sana şu dünyada var olan birisinin 
doğurduğu hissedişlere varmışsındır da 
yaptığın hareket ve tavırlarında bir çekingenlik
 ve bir sakınma başlamıştır
                        O Tanrıya karşı ..