bir yaratık olarak insan zaafiyetler sahibi güçsüz bir mahluktur
kendisine bahşedilmiş irade ve seçim özgürlüğü yüzünden de
dizginlerini ele almakta zorlanıp (kimisinde çok daha beter olarak) hayvani arzu ve iştahlarını öne çıkarır da
nefsine hakim olamaz ve Efendisinin kural ve emirlerini hiçe sayar
böylece irili ufaklı suçlar işler
ve bunun sonucunda da o;beklediği duruşma gününe dair karamsar tablolar çizip
kendisini azabı haketmiş bir suçlu ilan ederek handikaplara kapılır
ölümün adını dahi duymaktan ürken mutsuz ve umutsuz bir hale kavuşur
oysa indirilmiş o ; kutlu rehber ile birlikte yaşamış olsaydı
satırlarında işlenmiş taslak ve örneklemelerle
belki de korktuğu kadar da kötü bir durumda olmadığını,
kendisinden çok daha büyük suçlar işleyenlerin dahi Sahiplerine yönelerek
kurtuluşa ermiş olduklarını görecek
ve üstüne bir de onlarca kez O Kollayan'ın bağışlayıcılığını ve merhamet dolu oluşunu da okudukça
o; mutluluk bahçelerini haketmişlerden olabileceğini düşünüp
daha bir ümitle Sahibine sarılıp ölümü temenni eder bir hale gelebilecekti
zira; her kişi gibi onun da bu hale gelebilmesi gerekiyordu
çünkü ölüm anında bir kimsenin ölüme sevinerek gitmesi gerekiyordu
eğer ölümsüzlük diyarında da sevinçli bir hayat istiyorsa..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder